Türkiye’nin en önemli tarım ve üretim merkezlerinden biri olan Trakya bölgesinde, her sonbahar döneminde tekrarlanan anız yangınları çevre ve halk sağlığını tehdit etmeye devam ediyor. Konuya ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yapan Keşan Doğançayır Doğa Çevre ve Kültür Derneği (DOÇEK) Başkanı Hakan Eşme, mevcut yasakların ve cezai işlemlerin sorunu çözmekten uzak olduğunu vurguladı. Eşme, Trakya genelindeki binlerce dekarlık arazide yükselen dumanların sadece doğayı değil, doğrudan insan sağlığını ve toprak verimliliğini de hedef aldığını belirtti.

Trakya’nın Gizli Çevre Sorunu ve Çeltik Atıkları
Ülke genelindeki çeltik üretiminin yarısına ev sahipliği yapan Trakya bölgesinde, hasat dönemi sonrasında tarlalarda kalan sapların yakılması artık kronik bir çevre sorunu haline geldi. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Hakan Eşme, Trakya boyunca uzanan 500 bin dekarlık çeltik tarlalarının sofralara pirinç ulaştırdığını ancak her sonbaharda sahnede anız ateşlerinin yer aldığını ifade etti. Vatandaşların yoğun duman bulutları altında yaşamak zorunda kaldığını belirten Eşme, mevcut idari tedbirlerin yetersizliğine dikkat çekti.
Öne Çıkan Gelişmeler ve Detaylar
Yasaklar ve Cezalar Çözüm Getirmiyor
İlgili kurumların her sezon başında anız yakılmasının yasaklandığını duyurduğunu ve cezai işlem uyguladığını hatırlatan DOÇEK Başkanı Hakan Eşme, sadece yasak koyarak bu dumanın dağıtılamayacağını savundu. Çeltik saplarının yüksek maliyet ve ciddi işçilik gerektiren birer tarımsal atık olduğuna işaret eden Eşme, bu maliyetin tamamının üreticinin sırtına yüklenmesinin adil olmadığını ve sürdürülebilir bir tarım politikasıyla bağdaşmadığını dile getirdi.

Üretici İçin Teşvik Primi ve Ekonomik Kazanç Şart
Anız yangınlarının önlenmesi ve hem toprağın hem de halk sağlığının korunması adına somut adımlar atılması gerektiğini belirten Hakan Eşme, çözüm için üç kritik öneriyi kamuoyuyla paylaştı. İlk olarak anızını yakmayıp toprağa karıştıran veya balyalayarak toplayan üreticilere dekar başına doğrudan teşvik primi verilmesi gerektiğini vurguladı. İkinci olarak çeltik saplarının atık olarak görülmeyip biyokütle enerji santralleri ile sanayiye hammadde olarak kazandırılmasının önemine değindi. Son olarak ise toprağın canlı katmanını koruyacak ortak bir akıl ve iş birliği mekanizmasının devreye alınmasını talep etti.